“Ramazan Ayının İlk Günü Cuma Olunca… Gökyüzünden Bir Sayha …” Rivayetiyle Alakalı Haberlerin Durumu

19 Nisan 2020 4444

Hicri 1441 Şaban ayı, miladi 2020 yılı Nisan ayında gündemde birtakım haberler dolaşmaya başladı ve bu konuda bize çokça sorular soruldu, meseleyi kısaca izah etmeye ihtiyaç hasıl oldu. Bahsi geçen haberler şöyleydi:

1. Haber (Türkçe olarak gündeme şöyle gelmiş): “Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Ramazan ayının 15’inde Cuma günü kuşluk vaktinde bir sayha (gökten bir ses) olur. Bu olay Ramazan’ın ilk gününün cumaya denk geldiği ayda olur. Uyuyanı uyandıran bir hidde (çöküş, yıkılış) olur. Cuma gününün gecesinde esir kadınlar odalarından çıkar, hür olurlar. O sene depremler ve nezlenin çok olduğu bir senedir. Ramazan ayı o senenin Cuma gecesine denk geldiğinde, sizler Ramazan’ın 15’inde Cuma günü sabah namazını kıldığınızda evinize girin, pencerelerinizi kapatın, bedeninizi koruyun, kulaklarınızı kapayın, Sayha (gökten gelen sesi) duyduğunuzda Allah’a secde edin ve şöyle deyin: SubhanelKuddüs, SubhanelKuddüs, Rabuna’l Kuddüs (Ey Rabbimiz Sen Kusursuzsun , Sen Yücesin). Kim böyle yaparsa kurtulur, kim yapmazsa helak olur.” (Nuaym bin Hammad, Fiten, s.151)

   Değerlendirme 1:

Türkçe tercümesinde bazı yanlışlar olan bu rivayetin Nuaym b. Hammad’a (ö. 228, rahimehullah) ait Kitabu’l-Fiten’deki (c.1, s. 228\ Mektebetu’t Tevhid, Kahire, Yayın tarihi: 1412) aslı şöyledir:

638 – حدثنا أبو عمر، عن ابن لهيعة، قال: حدثني عبد الوهاب بن حسين، عن محمد بن ثابت البناني، عن أبيه، عن الحارث الهمداني، عن ابن مسعود، رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: «إذا كانت صيحة في رمضان فإنه يكون معمعة في شوال، وتمييز القبائل في ذي القعدة، وتسفك الدماء في ذي الحجة والمحرم، وما المحرم» ، يقولها ثلاثا، «هيهات هيهات، يقتل الناس فيها هرجا هرجا» قال: قلنا: وما الصيحة يا رسول الله؟ قال: ” هدة في النصف من رمضان ليلة جمعة، فتكون هدة توقظ النائم، وتقعد القائم، وتخرج العواتق من خدورهن، في ليلة جمعة، في سنة كثيرة الزلازل، فإذا صليتم الفجر من يوم الجمعة فادخلوا بيوتكم، واغلقوا أبوابكم، وسدوا كواكم، ودثروا أنفسكم، وسدوا آذانكم، فإذا حسستم بالصيحة فخروا لله سجدا، وقولوا: سبحان القدوس، سبحان القدوس، ربنا القدوس، فإن من فعل ذلك نجا، ومن لم يفعل ذلك هلك”

Aynı rivayeti Heysem eş-Şaşi (ö. 335) “el-Müsned” ismiyle basılan hadis kitabında Nuaym b. Hammad tarikiyle rivayet etmektedir. (el-Müsned, Ebu Said Heysem eş-Şaşi, Mektebetu’l Ulumi ve’l Hikem, Medine-i Münevvere, 1414, c. 2, s. 262, hadis rakamı: 837).

Bu rivayet hakkında bilgiler:

Kitabın yazarı: Nuaym b. Hammad el-Huzai el-Mervezi Ebu Abdillah (ö. 228, rahimehullah), hadis alanında ilk “müsned” türü eser veren zat olduğu söylenmiştir. İmam Buhari’nin hocalarındandır fakat hadis ilminde otorite olan ve hadisler konusunda son derece titizliğiyle tanınan imam Buhari “Sahih-i Buhari” olarak bilinen meşhur kitabına Nuaym b. Hammad’ın rivayetlerini alırken ihtiyatlı davranmış ve ondan aldığı hadisleri mutlaka başka güvenilir ravilerden de rivayet ederek kitabına yazmıştır. Şöyle ki,  Nuaym b. Hammad’dan 2 mevkuf (rakam 3849 ve rakam 3736) rivayet, 4339 nolu merfu hadisi makrun bigayrihi (aynı rivayeti güvenilir başka bir alimden de rivayet ederek),  392 nolu hadisi 391 ve 393’e şahid/ mütabi’ olarak zikretmiş ve bu rivayeti 1399, 6924, 7248, 391 nolu ayrı tariklerini de kitabında yer vermiştir. Ayrıca 7139,  246  ve 7189 numaralı hadisleri mütebeat olarak zikretmiştir.  Sahih-i Buhari’ deki hadisleri üç gruba ayırmak mümkündür; asıl senetli hadisler (usül), tercemelerdeki (bab başlıkları) muallak hadisler, mutâbaat ve şevâhid konumunda olan hadisler. Söz konusu her bir kısmın diğerlerinden farklık olarak kendine ait bir hükmü olduğu meselesi, erbabına malumdur. Mesela; tercemelerde kesinlik ifade eden lafızlarla (cezm sıgalarıyla) zikrettiği rivayetlerin güvenilir olduğu, kesinlik ifade etmeyen lafızlarla (temrîz sıgalarıyla) zikrettiği rivayetlerin ise zayıf olduğu belirtilmiştir. Bu sebeple bab başlıklarındaki bir rivayet kaynak olarak verilmek istendiğinde onun Sahih-i Buhari’de olduğu mutlak bir ifadeyle söylenmemeli, rivayetin tercemede yer aldığı özellikle belirtilmelidir. İmam Buhârî, kendi fıkhî kanaatlerini bab başlıklarında yer verdiği için “Buharî’nin fıkhı tercemelerindedir” sözü şöhret olmuştur. Hal böyle olunca Müslümanların zihninde genel olarak bu eserde yer verilen her bir hadisin mutlak olarak sahih olduğu intibâı ağırlık kazanmıştır. Fakat hadis ilmiyle iştigal eden uzmanlar hariç, Buhari’nin eserinde dikkate aldığı hususların detaylarına herkesin vakıf olduğunu söylemek güçtür.

Öte yandan imam Buhari, “zayıf ravilerden hiçbir şekilde hadis almadığı” iddiasında bulunmadığı gibi, zayıf ravilerden gelen hadislere Sahîh’inde hiçbir şekilde yer vermemek gibi bir kaide de benimsememiştir. İmam Buhari, Sahîh’ine sadece sahih hadisleri almayı ilke edinmiştir, ancak muteber/ sika ravilerin rivayet ettiği her bir hadis sahih olmadığı gibi, zayıf kabul edilen ravilerden gelen bütün hadisler de zayıf değildir. Dolayısıyla imam Buhari’nin Sahîh’inde yer alan sahih hadisler, çoğunlukla sika ravilerden nakledilmiş olmakla birlikte az da olsa hakkında bazı cerh ifadeleri bulunan zayıf raviler vasıtasıyla da gelebilmiştir. Zayıf ravilerden gelen hadisler, Sahîhu’l Buhari’de genellikle mutabaat ve şevâhid konumunda yer almaktadır.

 İmam Buhari’nin Nuaym b. Hammad’ın rivayetlerini tek başına kabul etmeyerek aynı rivayeti başka bir güvenilir alimin de rivayet etmesi şartıyla aldığını alimlerimiz özellikle belirtmişlerdir. İbn-i Hacer (rahimehullah)  Fethu’l Bari’de şöyle diyor: “İmam Buhari’nin Nuaym b. Hammad’dan mevsul rivayeti azdır, bilakis ondan ta’lik sıgasiyle almıştır.” (Fethu’l Bari, c. 7, s. 160). Ayrıca bknz: Tehzibu’l Kemal, c. 29, s. 467; Mizanu’l İtidal, c. 4, s. 267. İmam Buhari, hadis aldığı Abdulaziz ed-Deraverdi’ye ve başkalarına da Nuaym b. Hammad’a yaptığı muamelenin aynısını yapmıştır (Fethu’l Bari, c. 8, s. 642)

Nuaym b. Hammad’ın (rahimehullah) hadis ilmindeki yeri/ yetkinliği, hadis rivayeti konusunda ne kadar muteber olduğu, rivayet ettiği hadislere ne kadar itibar edileceği konusu, hadis uleması tarafından kitaplarda uzun uzun izah edilmiş, gerekçeleriyle birlikte açıklanmıştır. İmam Azam’a (rahimehullah) muarız olduğu için onun aleyhinde asılsız/ uydurma rivayetleri naklettiğini belirten alimler olmuştur (Tehzibu’l Kemal, c. 29, s. 472) Asılsız rivayetler yaptığının söylenmesi ve rivayetlerde çok hata, yanlış  yapan biri olarak tanınması onun hadis ilmindeki güvenirliğini zedelemiştir, bu durumu alimler onun hakkında özel bölümler  yazarak izah etmişlerdir: İmam Yusuf el-Mizzi, Tehzibu’l Kemal fi Esmai’r Rical (c. 29, s. 466- 80) isimli ansiklopedi çapındaki eserinde Nuaym b. Hammad  hakkında 15 (onbeş) sayfa bilgi vermiştir.  Nuaym b. Hammad hakkında İbn Hacer el-Askalani Takribü’t-Tehzib’de (no: 7166) şu özet bilgiyi verir: ”صدوق يخطئ كثيرا” (doğru sözlüdür ancak rivayetlerinde çok hata eden birisidir) demektedir. Nuaym b. Hammad hakkında bilgiler için ayrıca bknz: Sualatu’l Hakim li’d Darekutni, s. 280; el-Kamil fi Duafai’r Rical, c. 8, s. 251; Tarihu Bağdad, C. 15, S. 419; Divanu’d Duafa ve’l Metrukin, ez-Zehebi, s. 412, trcm no: 4396; Mizanu’l İtidal, c. 4, s. 267, trcm no: 9102; et-Tekmil fi’c Cerhi ve’t Ta’dil, İbni Kesir, c. 1, s. 377; Hedyu’s Sari, 447.

Nuaym b. Hammad hakkında kaynaklarda verilen bütün bilgileri bir araya getirdiğimizde onun rivayetleri konusunda “temkinli, ihtiyatlı davranılması gerektiğini” söylemek hem ilmi emanete göre hareket etmek hem de insaflı davranmak olur, kanaatindeyiz, zira İbn-i Hacer gibi alimler de bu kanaati dile getirmişlerdir.

Bu rivayetin senedindeki zatların durumu:

1 – Ebu Ömer: Müellif Nuaym b. Hammad’ın bu rivayetteki hocası Ebu Ömer (ki bazı isnadlarda Ebu Amr olarak geçmekte) Basra’lı bir ravidir. Nitekim müellif (rivayet no: 1252’de) ondan Basra halkından bizim bir arkadaşımız (tanıdığımız) şeklinde bahsetmekte, ancak rivayetlerinde onun sağlam, rivayetlerine güvenilir bir kişi midir? Yoksa değil midir? hususunda bilgi vermemektedir. Bazı muasır çalışmalarda (el-Müstedrek tahkik ve taliki, Daru’t-Tesil baskısı, c. 8, s. 319) bu ravinin Eşhel b. Hatim el-Basri olduğu tespiti yapılmış ancak bunu doğrulayacak bir bilgiye henüz ulaşılamamıştır.

2 – Abdullah b. Lehia: zayıflığıyla meşhur bir ravidir.

3 – Abdülvehhab b. Hüseyin: meçhul (durumu/ güvenilir bir ravi olup olmadığı bilinmeyen) bir kişidir (bk. Lisanü’l-Mizan, c. 5, s. 303).

4 – Muhammed b. Sabit b. Eslem el-Bünani zayıf bir ravidir. (bk. Tarihu’l Kebir, Buhari, c. 1, s. 50, tercüme no: 103; Tehzibu’l Kemal, c. 24, s. 547, tercüme no: 5100)

5 – el-Haris b. Abdillah el-A’ver el-Hemdani çok zayıf bir ravidir. (bk. Tehzibu’l Kemal, c. 5, s. 244, tercüme no: 1025)

     Bu rivayetin isnadı sekiz kişiden oluşmaktadır ve isnadda bulunan Sabit b. Eslem el-Bünani ve Sahabi olan Hz. Abdullah b. Mesud’un  (radıyallahu anh) dışındaki ravilerin hepsi sorunlu ravilerdir. Hakim en-Nisaburi’nin el-Müstedrek’inde (no: 8815, Daru’t-Tesil baskısı) aynı isnad üzerinden gelen başka bir rivayet için Hafız ez-Zehebi “mevzudur (uydurmadır)” hükmünü vermiştir.

İmam Suyuti (rahimehullah)  bu rivayet ile aşağıdaki Tabarani’nin rivayetini ve bu minvaldeki bütün rivayetleri el-Leali’l-Mesnua’ isimli kitabında teker teker zikrettikten sonra şöyle diyor: “-bu rivayetler- Sahih değildir; çünkü senetlerindeki ravilerden AbdulVehhab metruktür, İsmail zayıftır, Abade, Feyruz’u görmemiştir, Feyruz de Rasulullah’ı (Sallallahu aleyhi ve sellem)  görmemiştir.” (el-Leali’l-Mesnua’, Daru’l Kütübi’l İlmiyye, c. 2, s. 321- 23)

Netice olarak: Bu rivayeti değerlendiren muteber alimlerin kavilleri dikkate alınarak bu rivayet hakkında şöyle denilebilir: Bu rivayetin senedi çok zayıf olup, bu özelliklerdeki bir rivayetin ilmen itibara alınması mümkün gözükmemektedir.

2. Haber (Türkçe olarak gündeme şöyle gelmiş): “Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Ramazan ayında bir ses olur. Dediler ki Ya Rasulallah! Başında mı ,ortasında mı, sonunda mı olur? Buyurdu ki: Ayın ortasında olur. Ramazan’ın 15’i Cuma günü gece yarısında bu ses olur. Yetmiş bin kişi (yani,birçok kişi) bayılır (şoka girer), birçok bakirenin bakireliği gider, birçok kişi kör olur. Dediler ki, Ya Rasulallah! Bundan kim kurtulur? Buyurdu ki: Evinde kalan, secde yaparak Allah’a sığınan ve O’nun büyüklüğünü söyleyen kurtulur. Bu sesi diğer bir ses takip eder. İlk ses Cebrail’in sesi, ikinci ses ise şeytanların sesidir. Ramazan’da ses, Şevval’de kargaşa, Zilkade’de kabileler ayrışır, Zilhicce’de hacılara saldırı olur. Muharrem ayının başında belalar olur sonunda da ümmetimin Mehdi ile fereci (kurtuluşu) olur.” (Taberani, Mucemül Kebir, 18. Cild,s.332)

Değerlendirme 2:

el-Mu’cemu-l Kebir’ de imam Tabarani (rahimehullah) (Kahire, c. 18, s. 332, hadis rakamı: 853) rivayeti şöyledir:

853 – حدثنا أحمد بن عبد الوهاب بن نجدة الحوطي، ثنا عبد الوهاب بن الضحاك، ثنا إسماعيل بن عياش، عن الأوزاعي، عن عبدة بن أبي لبابة، عن فيروز الديلمي، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «يكون في رمضان صوت» قالوا: يا رسول الله في أوله أو في وسطه أو في آخره؟ قال: «لا، بل في النصف من رمضان، إذا كان ليلة النصف ليلة الجمعة يكون صوت من السماء يصعق له سبعون ألفا، ويخرس سبعون ألفا، ويعمى سبعون ألفا، ويصم سبعون ألفا» قالوا: يا رسول الله فمن السالم من أمتك؟ قال: «من لزم بيته، وتعوذ بالسجود، وجهر بالتكبير لله، ثم يتبعه صوت آخر، والصوت الأول صوت جبريل، والثاني صوت الشيطان، فالصوت في رمضان، والمعمعة في شوال، وتميز القبائل في ذي القعدة، ويغار على الحجاج في ذي الحجة وفي المحرم، وما المحرم؟ أوله بلاء على أمتي، وآخره فرح لأمتي، الراحلة في ذلك الزمان بقتبها ينجو عليها المؤمن له من دسكرة تغل مائة ألف»

İbni Kesir, Camiu’l Mesanid ve’s-Sünen isimli eserinde Tabarani’nin bu rivayetini zikrettikten sonra “فيه غرابة ونكارة/ bu rivayette gariplik ve nekaret vardır” Demiştir. (Camiu’l Mesanid ve’s-Sünen, c. 7, s. 63, hadis rakamı 8765). İmam Heysemi de Tabarani’nin bu rivayetini “Mecmeu’z Zevaid”de zikretmiş ve “senedinde AbdulVehhab b. Ed-Dahhak vardır, o metruktür” demiştir. (Mecmeu’z Zevaid, c. 7, s. 310)

Ayrıca bu rivayet Tabarani’nin el-Mucemu’l-Kebir’inin dışında diğer kaynaklarımızda da geçmektedir: İbn Ebi Asım’ın “el-Ahad ve’l-Mesani”sinde (no: 2682), Cüzekani’nin “el-Ebatil ve’l-Menakir”inde (no: 468) ve İbnü’l-Cevzi’nin “el-Mevzuat”ında (no: 1687) zikredilmektedir. el-Cüzekani el-Ebatıl’de (c. 2, s.105-111), İbnü’l-Cevzi el-Mevzuat’ta (no: 1687), Hafız ez-Zehebi Telhisu’l-Mevzuat (no: 875) ve İbn Arrak Tenzihu’ş-Şeria’sında (c. 2, s. 347) ilmi gerekçelerini zikrederek bu rivayetin uydurma/ asılsız olduğunu ifade etmişlerdir.

3. İmam Ukeyli (ö. 322) ed-Duafau’l Kebir isimli eserinde Abdulvahid b. Kays’ın Ebu Hureyre’den (Radıyallahu anh) yaptığı rivayetlerini değerlendirirken yukarıda Nuaym b. Hammad ve Tabarani’ nin rivayetlerine benzer bir rivayeti aktarır:

ومن حديثه: ما حدثناه علي بن سعيد بن داود الأزدي قال: حدثنا علي بن الحسين الموصلي قال: حدثنا عبيسة بن أبي صغيرة الهمداني، عن الأوزاعي قال: حدثني عبد الواحد بن قيس قال: سمعت أبا هريرة، يقول: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «يكون في رمضان هدة توقظ النائم وتقعد القائم وتخرج العواتق من خدورها، وفي شوال همهمة، وفي ذي القعدة تميز القبائل بعضها إلي بعض، وفى ذي الحجة تراق الدماء، وفى المحرم أمر عظيم، وهو عند انقطاع ملك هؤلاء» . قالوا: يا رسول الله، من هم؟ قال: “الذين يلون في ذلك الزمان”

ve rivayetin sonunda şöyle der: “Bu hadisin, sağlam/ sika ravilerin rivayet ettiği hadislerden bir aslı yoktur ve hiçbir şekilde sabit olmamıştır.” (ed-Duafau’l Kebir,  Daru’l Kütübi’l İlmiyye, c. 3, s. 52)

Bu haberlerle aynı minvalde, birbirine yakın ya da yaklaşık manalarla pek çok rivayet birbirinden farklı lafızlarla ve çeşitli, değişik tarik/ yollarla İmam Suyuti’nin (rahimehullah) “el-Leali’l-Mesnua” (Daru’l Kütübi’l İlmiyye, c. 2, s. 321- 23) isimli eserinde gerekli değerlendirmelerle birlikte zikredilmiştir.

 Her şeyin en doğrusunu bilen sadece Yüce Allah’tır.

Hazırlayan: T.A.M. Tasavvuf Araştırmaları Merkezi

  1. Emre dedi ki:

    Bu kıymetli yazı için teşekkürler..

Yorum Alanı