ÜÇ AYLAR VE FAZİLETLİ AMELLER

05 Haziran 2022 39

بسم الله الرحمن الرحيم
ÜÇ AYLAR VE FAZİLETLİ AMELLER
Alemlerin Rabbine hamdu senalar, O’nun elçisine salat-u selamlar olsun. Her şeyden önce ve her türlü yanlış anlaşılmayı ve hatalı yorumu önlemek için burada anlattığımız konular başta Üstadımız Mahmud Ustaosmanoğlu hazretleri ve silsile-i meşayıhımızın (kaddesellahu esrarahum) bu konulardaki sözlü ve yazılı olarak her türlü beyanını kapsamamaktadır. Silsile-i aliyye büyüklerimizin bu konulardaki her türlü beyanı bizim için asla ve kesinlikle tartışma konusu olamaz.
Her yıl mübarek üç ayların gelmesiyle birlikte Müslümanların gündemine bu üç aylarla ilgili pek çok farklı rivayet, haber ve hadis-i şerifler yer alıyor, bu durum Müslümanların üç aylara olan hassasiyetini gösteren, dine verdikleri önemi ortaya koyan iyi, güzel ve hoş bir durumdur. Bununla birlikte burada çok dikkat edilmesi gereken önemli birkaç konu vardır ki Müslümanlar kardeşlerimize bunları hatırlatmanın yerinde olacağı düşüncesindeyiz. Bu konuları ana hatlarıyla şu şekilde sıralayabiliriz:
1 – İslam’ın muteber, güvenilir ve sağlam kaynaklarında zikredilen bütün çeşitleriyle nafile ibadetlerin hepsi; en başta sünnet-i müekkede ve gayri müekkedelerin tamamı ve müstehap/ mendub ve mubah olan bütün ibadet türleri, şekilleri dinimiz İslam’ın teşvik ettiği, onay verdiği, hoş ve güzel karşıladığı amellerdir.
2 – İslam büyüklerinin, ulemanın, Allah dostlarının muteber kaynaklarda, güvenilir yollarla bize kadar ulaşan özellikle teşvik ettiği, ayrıca tavsiye ettiği, hakkında muteber- sağlam bir rivayet, haber, hadis-i şerifler olmasa bile “bunları yapın, yerine getirin, amel edin” dediği bir takım zikir, dua, tesbihat, istiğfar, salavatlar ile de isteyen, dileyen kişiler amel edebilir. Bunda da herhangi bir sakınca yoktur. Bu konular hakkında dile getirdikleri teşviklerin, tavsiyelerin sebebini, nedenini, delillerini, gerekçelerini açıklamışlarsa da açıklamamışlarsa da onların sözleri bizim için yeterlidir. Zaten kendilerine “din büyüğümüz” dediğimiz alimler ve Allah dostları dini konularda bizden çok daha hassastırlar, ihlaslıdırlar; İslam’ da olan bir şeyi inkâr etmeleri asla- hiçbir şekilde düşünülemez. Aynı şekilde İslam’dan olmayan bir şeyi de kesinlikle “Bu şey İslam’da vardır” demezler.
3 – Nafile, mendup, müstehap, tatavvu ibadetlere Müslümanlar hep teşvik edilsin; kerahet vakitleri dışında nafile, mendup, müstehap, tatavvu namazları dileyen kılabildiği kadar hep kılsın. İslamî ölçüler içinde olmak kaydıyla dileyen dilediği kadar nafile oruç tutsun. Aynı şekilde zikirler, tesbihatlar, salavatlar, istiğfarlar, tövbeler, dualar, yakarışları isteyen, arzulayan yapabildiği kadar yapsın, vakitlerini mamur eylesin, Allah Teala hepsini kabul buyursun, âmin. Buna da asla ve kesinlikle hiçbir itirazımız olamaz.
Bu tür ibadet ve tâatlara teşvik edenlere herhangi bir müdahale etmemiz söz konusu olamaz fakat burada şunu özellikle belirtmek gerekir ki bu tür nafile ibadetlere ne kadar sevap verileceği ve faziletleri hakkındaki rivayetlere/ haberlere günümüzde çok fazla itiraz ediliyor ve bu tür rivayetler üzerinden tasavvuf ve tarikatlar yıpratılıyor, tarikat ehli hadis- sünnet cahili olmakla itham ediliyor. Ayrıca Allah dostları büyüklerimizi de rencide edecek pek çok video ve paylaşımın sosyal medyada yer aldığı göz önüne alınarak bu tür rivayetleri anlatan, yayınlayan kardeşlerimizin bu itirazlara sağlam ve muteber kaynaklardan ilmi cevaplar vermeleri de en azından piyasadaki tasavvuf- tarikatlar ve Allah dostları aleyhindeki bilgi kirliliğini, kafa karışıklığını önleyecektir, diye düşünüyoruz. الله أعلم
T. A. M. Tasavvuf Araştırmaları Merkezi

Yorum Alanı